Go to  English Page

Capt. Haluk

 

BALIK TUTMA ÜCRETLERİ VE ŞARTLAR:

Ücretlendirme diye bir şey yok aslında(*)... Şöyle ki; bana, şu tarihte geleceğiz ve balığa da çıkmak istiyoruz diyorsunuz, bu konuda ne kadar tecrübeniz ve ne gibi malzemelere sahip olduğunuzu, ne tür balık tutmak istediğinizi öğrendikten sonra, tarih yakınsa, çapraz sorgulama ile birkaç hava tahminini birleştirip, size balığa çıkma ihtimalimizin olup olmadığını söylüyorum. Geldiğinizde eğer büyük bir sürpriz olmazsa, hava ve deniz durumu müsaitse, özel teknemize binip denize açılıyoruz. www.havasupark.com

Güvenlik:

Tekne Marintek FishSport455 ve arkasında 4 zamanlı 40HP  Honda Marine motoru var. Havanın aniden bozduğu durumlarda bile  saatte 35 deniz mili süratle en kısa sürede sahile veya güvenli bir koya ulaşmak mümkün. Sahilden en fazla 5 mil uzaklaştığımızı düşünürseniz  en kötü şartlarda bile maksimum 10dk. içinde geri dönmüş oluruz.

50 yıldır denizle haşır neşir olan biri olarak, yukarıda “havanın aniden bozduğu” cümlesinin sizi yanıltmamasını istiyorum çünkü, havanın bozup bozmayacağını ya denize çıkmadan önce %99 biliyor oluruz ya da avın zevkine kapılıp havanın bozulmaya başladığını görerek bile bile oyalanma ihtimalinde yine de kısa sürede güvenli bir koya kısa sürede ulaşacak donanım ve tecrübeye sahip bir kaptanınız ve tekneniz  olduğunu unutmayın. Ayrıca teknede 4 kişi için can yeleği ve gerekli tüm güvenlik malzemeleri de mevcut.

Tekne 4 kişilik olduğundan ben(kaptan) hariç en fazla 3 kişi alabiliyorum. Normal olarak avlanma sırasında sırti için 2 kişi, yemli avlanmada 3 kişi olta atabilir.

 


Bu çevrede en iyi balık nerede çıkar?

Nasıl pişer, nasıl yenir?

Hangi balık nerede ve ne zaman çıkar gibi tüyolar da benden...

 

Haluk-Akya 11,5kg

        Turna-Palamut-Azman istavrit 

 

 

Balık Avı Video Linkleri:

http://www.dailymotion.com/video/xeygqh_havasu-akya-avi-3_sport  

http://www.dailymotion.com/video/xeygsj_orkinos-1-8kg_sport 

http://www.dailymotion.com/video/xesrne_havasu-akya-avy-2_sport

http://www.livevideo.com/video/BD791D4E60284B32A139478822E5A90F/sino-bey.aspx

http://www.livevideo.com/video/5221B1C7CC544C87B56B6E6AA6005B15/havasu-da-balik-avi.aspx

http://www.facebook.com/home.php?ref=home#/video/video.php?v=147253549287&oid=33238709944

 

 

Kullananı da görürsek fena yapıyoruz..!

 

Hasan/İstavrit

Özel şartlar:

-Balık avı sırasında arkadaşlar arasında "sen tuttun-ben tuttum", "az tuttun-çok tuttun", "benim tuttuğum daha büyüktü", "kim kime kölelik yapacak", "ilk balığı tutana ne ceza verilecek" şeklinde başlayıp uzayarak genel durumu bozan tartışmalar sırasında kaptan kesinlikle müdahale etmez bilesiniz. Aksine çok eğlenir ve birbirinizi denize atmanıza da karışmaz. Denize atılanların tekrar tekneye alınmalarına kaptan(2 oy) ve teknede kalanlar(1 er oy) karar verir.

-Tutulan balıkları yanında götürme teşebbüsleri engellenir, ancak balık avı dönüşü herkesi doyuracak miktarın üzerinde balık tutulmuşsa belki göz yumulur.

-"Başkasının" tuttuğu balıklarla poz verme iznini "başkası" verir.

-Av sırasında çekilen fotoğrafların ve videoların sitede ve başka yerlerde yayınlanma hakkı ve iznini vermiş sayılırsınız ama yine de size soracağız.

-Her balık avı sırasında denizde her cinsten en az bir çiftin kalmış olmasına lütfen dikkat ediniz.(Hepsini tutmayın..!).

-Genel ve özel şartlar her zaman değişebilir, yeni ilaveler yapılabilir, bazıları çıkartılabilir ve sizin aklınıza gelenler eklenebilir.

-Bu etkinlikte amaç, yarışma, riske girme, soykırım değil, hoşça vakit geçirip, stresten uzaklaşmak ve spordur. Balık turunun en keyfli geçmesi için de her türlü mantıklı öneriye açık olduğumu da belirtmek isterim. Yaz döneminde inanılmaz güzellikte ve sadece tekne ile ulaşılabilen el değmemiş turkuaz renkli koylarda yüzme molaları da vererek daha eğlenceli bir gün geçirme imkanımız oluyor.

Balık tutma turuna katılacakların amatör balıkçılık, amatör denizcilik, güvenlik ve doğa koruma ile ilgili tüm kurallara uyacaklarını peşinen kabul etmiş olmaları da gerekmekte.

Rastgele...


 

 

 

Antalya Weather Forecast, Turkey

 

 

 

  Facebook'ta Paylaş,

 

Akdeniz Balıkları

(Balık türleri ve fotoğrafları için tıklayınız)

  Uyarı: Bu günlerde avlanmak için gelmek isteyenler yanlarında yemli olta takımlarını da getirmelidirler. Özellikle de Mercan takımlarını.

 

Sırti için rapala ve uygun takım bulundurulmalı, jig'lerinizi de unutmayın.

Avlanma derinliği 100-450m'dir. 

Beş adalar

 

Orfozlar olta avıdır.

              

 

 

 

 

    YENİ..!! 
Uçan balık gözlemleri...

Bu olağanüstü canlının balık mı, yoksa kuş mu olduğu konusunda hayrete düşeceksiniz...

Farklı bir deneyim...

Not: Lütfen rezervasyon sırasında gözlem için gelmek istediğinizi belirtiniz.

 

 

AVLANMA SAHASI

 

Gelidonya-Yardımcı Feneri ve Beş Adalar

 

 

  RASTGELE...

03/11/07

17/11/2007   

 

    

 

   

     

 

 

Zargana Azmanı  Zargana Azmanı

 

 

  Grouper

 

 

 

 

 

 

 

Son balıklar

http://www.dailymotion.com/video/xkvkde_04-09-2011-akya-1_sport

http://www.dailymotion.com/video/xkvkeo_04-09-2011-akya-2_sport

En iyi doğal ilaç, balık

 

Balık ve diğer su ürünlerinden haftada üç kez düzenli şekilde tüketmenin, vücudun tüm gereksinimini karşıladığı belirtildi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nermin Berik, balık ve diğer deniz ürünlerinin, insanlık tarihi boyunca başlıca besin kaynaklarından olduğunu, insanların yerleşik düzene geçmeden önce bile kolay elde edilebildiği için balık ve diğer deniz ürünlerinin en çok tüketilen besinler arasında yer aldığını belirtti.

Su ürünlerinin besin bileşimleri bakımından insanın gereksinim duyabileceği tüm maddeleri içerdiğini bildiren Yrd. Doç. Dr. Berik, bu “muhteşem maddeleri” alan ve hareketli bir yaşam süren insanın sağlam bir zihin ve vücuda sahip olacağını söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Berik, su ürünlerinin gıda olarak iyi ve kaliteli protein kaynakları arasında yer aldığını, yüzde 18-25 oranında protein içerdiğini belirterek, “Su ürünlerinin içerdiği protein biyolojik olarak değerlidir ve her besindeki protein içeriğinde bulunmayan insan için elzem amino asitleri ideal oranlarda içerir” dedi.

A, K VE D VİTAMİNİ DEPOSU
Balık etinin, kemik gelişiminde, gözün farklı ışıklara uyum sağlaması ve görebilmesinde, vücudun bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli rolü olan A vitamini; kalsiyumun kemiklere yerleşmesi, kemik sağlığı ve gelişiminde görevli olan D vitamini ve özellikle kanın akışkanlığında görevli K vitamini bakımından oldukça zengin olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Nermin Berik, şunları söyledi:
“Haftada üç kez düzenli balık ve diğer su ürünlerinden tüketme vücudun tüm gereksinimi karşılıyor, her gün tüketmenin ise bir zararı olmuyor. Balık etinin yağ içeriğini temel olarak uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri oluşturur. Bu yağ asitleri göz sağlığı, kanın akışkanlığı, beyin fonksiyonları, kalp krizi, kalp damar hastalıkları, damar sertliği, depresyon, migren, eklem romatizmaları, şeker hastalığı, yüksek kolesterol ve tansiyon ile kanser gibi pek çok hastalıktan korunmada önemli sağlık etkilerine sahiptir.”

“HALK SAĞLIĞINI KORUYACAK DOĞAL İLAǔ
Yrd. Doç. Dr. Nermin Berik, söz konusu olumlu etkilerinin sağlanabilmesi için haftada en az 300 gram yağlı balık tüketiminin önerildiğini, uzmanların hamilelik ve emzirme döneminde olan kadınların anne ve çocuk sağlığı açısından haftada en az 3-4 kez balık tüketmesi gerektiğine işaret ettiğini kaydetti.

Halk sağlığını koruyacak başlıca doğal ilacın su ürünleri olduğunu vurgulayan Berik, bu ürünlerin bebeklerden, yaşlılara, hastalardan, sporculara, hamilelerden kısırlık tedavisi görenlere kadar herkesin sofrasında yer alabilecek koruyucu ve destekleyici ender gıdalar arasında bulunduğunu söyledi.


Kaynak: NTVMSNBC

 

Dülger Balığı(Zeus Faber)

Hepsinin gözleri güzeldir. Hepsinin canlıyken pulları kadın elbiselerine, kadın kulaklarına, kadın göğüslerine takılmağa değer. Nedir o elmaslar, yakutlar, akikler, zümrütler, şunlar bunlar?…
Mümkün olsaydı da balolara canlı balık sırtlarının yanar döner renkleriyle gidebilselerdi bayanlar; balıkçılar milyon, balıklar şan ü şeref kazanırdı. Ne yazık ki soluverir ölür ölmez, öyle ki, büzülmüş böceklere döner balık sırtının pırıltıları. Benim, size ölümünü hikâye edeceğim balığın öyle parıltılı, yanar döner pulları yoktur. Pulu da yoktur ya zavallının. Hafifçe, belirsiz bir yeşil renkle esmerdir. Balıkların en çirkinidir. Kocaman, dişsiz, ak ve şeffaf naylondan bir ağzı vardır: Sudan çıkar çıkmaz bir karış açılır. Açılır da bir daha kapanmaz.
Vücudu kirlice, esmer renkte demiş miydim?
Rum balıkçıların hrisopsaros -Hristos balığı- dedikleri bu balık, vaktiyle korkunç bir deniz canavarı imiş. İsa doğmadan evvel, Akdeniz’de dehşet salmış. Bir Finikeli denize düşmeye görsün! Devirdiği Kartacalı çektirmesinin, Beni İsrail balıkçı kayığının sayısı sayılamamış. Keser, biçer; doğrar, mahmuzlar; takar, yırtar; koparır atar; çeker, parçalarmış. Akdeniz’in en gözü pek; insandan, hayvandan, fırtınadan, yıldırımdan, belâdan, işkenceden yılmaz korsanı, dülger balığının adından bembeyaz kesilirmiş.
İsa, günlerden bir gün, deniz kenarında gezinirken sandallarını büyük bir korkuyla bırakıp kaçan balıkçılar görmüş. “Ne oluyorsunuz?” diye sorunca balıkçılara; “Aman” demişler balıkçılar, “elâman! Elâman bu canavardan! Sandalımızı kırdı, arkadaşlarımızı parçaladı. Hepsinden kötüsü, balık tutamaz olduk, açlıktan kırılırız.”
İsa, yalınayak, başı kabak, dülger balıklarının yüzlercesinin kaynaştığı denize doğru yürümüş. En kocamanını, uzun parmaklı elleriyle tutup sudan çıkarmış. İki elinin başparmağı arasında sımsıkı tutmuş, eğilmiş, kulağına bir şeyler söylemiş…
O gün bu gündür dülger balığı, denizlerin görünüşü pek dehşetli, fakat huyu pek uysal, pek zavallı bir yaratığıdır. Birçok yerlerinde çiviye, kesere, eğriye, kerpetene, destereye, eğeye benzer çıkıntıları, kemikle kılçık arası dikenleri vardır. Dülger balığı adı ona bunlardan ötürü takılmış olmalı.
Bütün bu alat ü edavatın dört yanını, şeffaf naylondan diyebileceğimiz işlemeli bir zar çevirmiştir. Kuyruğa doğru bu incecik zar azıcık kalınlaşır, rengi koyulaşır, bir balık kuyruğunun biçimini alır.
Oltaya tutuldu muydu dünyasına, sulara küsüverir. Nasıl bir korku içine düşer kim bilir? Onun için dünya bomboştur artık. Oltadan kurtulsa da fayda yoktur. Suyun yüzüne yamyassı serilir. Kocaman gözleriyle insana mahzun mahzun bakar durur. Sandala aldığınız zaman dakikalarca onun sesini işitirsiniz. Ya, sesini! Bir o, bir de kırlangıç balığı sandalda ölünceye kadar ikide bir feryada benzer, soluğa benzer acı bir ses çıkarır. İnce zardan ağzını bir kere ağlara vurmasın, küstüğünün resmidir dülger balığının.
Bir gün, balıkçı kahvesinin önündeki; yarısı kırmızı, yarısı beyaz çiçek açan akasyanın dalına asılmış bir dülger balığı gördüm. Rengi denizden çıktığı zamandı. Yalnız aletlerinin etrafını çeviren incecik, ipekten bile yumuşak zarları titreyip duruyordu. Böyle bir oynama hiç görmemiştim. Evet, bu bir oyundu. Bir görünmez iç rüzgârının oyunuydu. Vücutta, görünüşte hiçbir titreme yoktu. Yalnız bu zarlar zevkli bir ürperişle tatlı tatlı titriyorlardı. İlk bakışta insana zevkli, eğlenceli bir şeymiş gibi gelen bu titreme, hakikatte bir ölüm dansıydı. Sanki dülger balığının ruhu, rüzgâr rüzgâr, bu incecik zarlardan çıkıp gidiyordu; bir dirhem kalmamışçasına.
Hani bazı yaz günleri hiç rüzgâr yokken, deniz üstünde bir meneviş peydahlanır. İşte böyle bir cazip titremeydi bu. İnsanın içini zevkle, saadetle dolduruyordu. Ancak, balığın ölmek üzere olduğu düşünülürse, bu titremenin anlamı hafifçe acıya yorulabilirdi. Ama insan, yine de bu anlam’a almamağa çalışıyordu. Belki de bu, harikulâde tatlı bir ölümdür. Belki de balık, hâlâ suda, derinliklerde bulunduğunu sanıyordur. Karnı tok, sırtı pektir. Akşam olmuştur. Denizin dibinin kumları gıdıklayıcıdır. Altta, dişi yumurtaları, üstte erkek tohumları sallanıyor, sallanıyor, sallanıyordu. Vücudunu bir şehvet anı sarmıştır… Birdenbire dehşetli bir şey gördüm: Balık tuhaf bir şekilde, ağır ağır ağarmağa, rengini atmağa, hem de beyaz kesilmeğe giden bir hal almağa başlamıştı. Acaba bana mı öyle geliyor? Sahiden rengini mi atıyor? Demeğe, dikkatli bakmağa lüzum kalmadan, yanılmadığımı anladım.
Kenarları süsleyen zarların oyunu çabuklaşmağa, balik da, git gide, saniyeden saniyeye pek belli bir halde beyazlaşmağa başladı. İçimde dülger balığının yüreğini dolduran korkuyu duydum. Bu, hepimizin bildiği bir korku idi: Ölüm korkusu.
Artık her şeyi anlamıştı. Denizlerin dibi âlemi bitmişti.. Ne akıntılara yassı vücudunu bırakmak, ne karanlık sulara, koyu yeşil yosunlara gömülmek… Ne sabahları birdenbire, yukarılardan derinlere inen, serin aydınlıkta uyanıvermek, günün mavi ve yeşil oyunları içinde kuyruk oynatmak, habbeler çıkarmak, yüze doğru fırlamak… Ne yosunlara, canlı yosunlara yatmak, ne akıntılarla âletlerini yakamozlara takarak yıkanmak, yıkanmak vardı. Her şey bitmişti:
Dülger balığının ölüm hali uzun sürüyor. Sanki balık su hava dediğimiz gaz suya alışmağa çalışmaktadır. Hani biraz dişini sıksa, alışması mümkündür gibime geldi.
Bu iki saat süren ölüm halini, dört saate, dört saati sekiz saate, sekiz saati yirmi dörde çıkardık mıydı; dülger balığını aramızda bir işle uğraşırken görüvereceğiz sanıyorum.
Onu atmosferimize, suyumuza alıştırdığımız gün, bayramlar edeceğiz. Elimize görünüşü dehşetli, korkunç, çirkin ama, aslında küser huylu, pek sakin, pek korkak, pek hassas, iyi yürekli, tatlı ve korkak bakışlı bir yaratık geçirdiğimizden böbürlenerek onu üzmek için elimizden geleni yapacağız. Şaşıracak, önce katlanacak. Onu şair, küskün, anlaşılmayan biri yapacağız. Bir gün hassaslığını, ertesi gün sevgisini, üçüncü gün korkaklığını, sükûnunu kötüleyecek, canından bezdireceğiz. İçinde ne kadar güzel şey varsa hepsini, birer birer söküp atacak. Acı acı sırıtarak İsa’nın tuttuğu belinin ortasındaki parmak izi yerlerini, mahmuzları, kerpeteni, eğesi, testeresi ve baltasıyla kazıyacak. İlk çağlardaki canavar halini bulacak.
Bir kere suyumuza alışmağa görsün. Onu canavar haline getirmek için hiç bir fırsatı kaçırmayacağız...

                                                                                                                                                             Dülger balığının ölümü - Sait Faik

 

odnew                                      

 

 

Balık avı ve ilgili konularda anılarınızı buradan gönderebilirsiniz,

bazılarını bu sayfada herkese göstermek isteriz>

 

              

 

 

DİKKAT LÜTFEN:

Av sırasında tuhaf şeyler:

Balon balığı (Lagocephalus sceleratus). Kurbağa balığı olarak da bilinir, Tetraodontidae familyasına ait balık türü. Zehirli etinden dolayı ticari değeri yoktur; tetrodotoksin (TTX) ihtiva ettiğinden kas felci yaparak nefes darlığı yaratabilmekte, dolaşım yetmezliğine bağlı ölümle sonuçlanabilen zehirlenme yaratabilmektedir. Balon balığı, Japonya'da fugu balığına benzer ve bu balık lezzetiyle olduğu kadar zehriyle de ünlü bir balıktır. Fugunun çok güçlü zehri özellikle karaciğer ve sindirim sisteminde yoğunlaşmıştır.Balık üreme dönemi olan bahar ayları sonu ve yaz döneminde yavrularını korumak için bu zehiri üretmektedir.

Bunun dışındaki dönemlerde, balık iyice temizlendikten sonra tüketilmelidir. Ne yazık ki Akdeniz bölgesi bilhassa Antalya'daki tektekçi keyifçiler tarafından bilinçsizce tüketilmektedir.Çoğu insan zehirli olduğunu dahi bilmemektedir. Balık avlanırken düz dişlerine dikkat edilmeli, iri olanları insanın parmağını koparabilir.Genelde avlanılması kolay olan balık pek yem seçmez ve hemen oltaya atlar.Düz olan dişleri oltayı kolayca kesebilir.Etinde kılçık bulunmayan bu balığın lezzeti iyidir fakat tüketilmesi risklidir.Balık ilk olarak oltaya geldiğinde yukarıya çekilirken şişerek kendi hacminin 3 katına kadar su ile doldurur ve  avcı sanki büyük bir balık çektiğini zanneder.Genelde kıyıdan 50-100 metre açıklarda bulunur.Kıyıya çok yanaşmaz.Sudan çıktığında kurbağa gibi vıraklamasından dolayı kurbağa balığı olarak adlandırılmış olmalıdır.

Kaynak :wikipedia

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Bölge hakkında bilgiler:

Tunç Çağı Batıkları

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi

Giriş bölümünde, M.Ö. XII. yüzyıl Gelidonya Burnu Batığı ile, M.Ö. XVI. yüzyıl Şeytan Deresi Batığı eserleri sergilenmektedir.

Bu bölümün sol tarafında, dünyanın ilk bilimsel sualtı kazısından çıkarılan eserler bulunmaktadır. Bu batık, bilim adamlarına sünger teknesi sahibi Kaptan Kemal Aras tarafından gösterilmiştir. Batığın kazısı 1960 yılında George F. Bass tarafından yapılmıştır. Bu, bir tüccara ait Suriye ticaret gemisidir. Batıktan çıkarılan buluntular, o dönemin ticaretini bize iyi bir şekilde anlatmıştır. Gemi, Kıbrıs'tan yüklediği bakır külçelerle birlikte Antalya-Finike-Gelidonya Burnu, Beş adalar mevkiinde batmıştır.

Kaptanın Seyir Defteri;

"...Suriye'den 13-14m. uzunluğundaki teknemle Doğu Akdeniz'e doğru sefere çıktık. Kıbrıs'a uğrayarak yaklaşık bir ton kadar madeni yük aldık. Öküzgönü şeklindeki külçeler, hasırlara sarılıp dikkatlice kümelendi. Tunç aletleri ve kırık parçaları sepetler içine koyduk. Bunların altına tekneyi korumak amacıyla çalılar ve dallar yerleştirdik.

Beş kişiden oluşan mürettebatın ileri gelenleri, geminin kıçında tek bir yağ kandiliyle aydınlatılan davlumbazda oturuyorlar. Güvertede birkaç saat sonra ulaşacağımız bir Yakın Doğu Limanında yapacağım ticarete hazırlanıyorum. Cebimde resmi işlerde kullandığım babamdan kalan silindir mühürüm var. Belki oğlum da bir gün bu mührü kullanacak. Diğer gemicilerim ise skarabe mühür taşıyorlar. Uzun süren bu yolculuklarda mürettebatım, boş zamanlarında aşık kemiği ile oyunlar oynuyorlar. Taş örsler ve topuzlar geminin bir köşesinde duruyor. Gemicilerimden bazıları, biley taşı ile satışa sunulacak aletleri bileyleyip, parlatıyorlar.

Anadolu kıyılarında, Gelidonya Burnuna doğru yol alıyoruz. Batı akıntıları ile rüzgara çok dikkat ediyor ve kıyıyı takip ederek seyrediyoruz. Birkaç saat sonra Phoenikus'tan (Finike) tatlı su alabileceğiz. Denizciler için çok tehlikeli olan Beşadalar yöresinden gitmek zorundayız. Karaya yakın iki ada arasından geçerken şiddetli akıntının etkisiyle gemicilerin topuk diye adlandırdıkları deniz yüzeyinde görülmeyen kayalığa çarptık, 26-28 m. derinliğe gömüldük."

Böylece, susuz ve tehlikeli bir yöre olan Gelidonya, bir gemiye daha mezar oldu. 3200 yıl önce hür teşebbüsün bir ticaret gemisi de Anadolu'ya ticari eşya taşırken battı.

Birinci salonun sağ tarafında görülen büyük küpler (pithos) ve amphoralar süngerci Cumhur İlik tarafından Sualtı Arkeoloji Enstitüsüne (INA) gösterilmiştir. 1975 yılında Prof. Dr. George F. Bass tarafından batığın kazısı yapılmıştır.

 

 

Sorularınız için lütfen mail gönderiniz.

  haluk@mediterraneanfishing.com

 

Linkler:    

SAHİL GÜVENLİK

  

  Su Ürünleri Balıkçılık Aquaculture Bilgi Paylaşım

  Ausfish.com.au
 

 

Web Site Counters
Site Counter

 

English Page